Bir Devrimin Çöküşü: Sosyalleşmek1 Dk. Okuma

Sosyalleşmek için büyük devrimler yaptık.
Şimdiyse pasif şizofrenler olarak hayatımıza devam ediyoruz:
Kalabalıklarda kısa süreli suskunluklar yaşıyor, düşümüzde karakterleri ve mekanları ziyaret ediyoruz. Uzak zamanları ve mekanları hayal ediyor oralarda yaşıyoruz. Şizofrenlerden tek farkımız, gerçeğe dönebiliyor olmamız. Büyük kalabalıklar, büyük yalnızlıklar büyüttük. Hayatımızdaki o küçük ışığa tutunuyor ve devam ediyoruz. İyi dilekler, telkinler, hesaplaşmalar ve dahası… Dört köşeli hayatlarımızda günün muhasebesini yapıyoruz. Geçmişte değiliz, gelecekte yokuz; anda yaşamıyoruz. Yaşamı beklentilerimizin bir durağı olarak kullanıyoruz. Hayat, sen planlarını yaparken akıp gidiyor. Farkındasın. Bir aracın içerisinde frenlerden ayağını çekmişsin, direksiyonu bırakmışsın fakat paniklemiyorsun. Dışarıdan sana bakanlar hayret içinde izliyorlar. Sense hiçbir şey olmamış gibi devam ediyorsun.
Bize, bilinen zamanı öğrettiklerinden bu yana kaygılar ile yaşıyoruz. Zamanı öğrendiğimizden bu yana kısıtlı hareket ediyoruz: Öğrenilmiş Çaresizlik. Hayalperest yaşamamızın tek sebebi, hayalin içinde zaman ve mekan sınırlamasının olmamasıdır. Hayaller, bizi özgür kılan ütopyalar: Gerçek algımızı ortadan kaldıran ve varlığımızın kabul gördüğü el yapımı uyuşturucular. Bizler her şeyin ve hiçliğin bağımlılarıyız.
Birlikteyken dahi uzağız: Farklı zamanlarda ve mekanlardayız. Einstein, her bireyin zamanının farklı olduğunu söylediğinde ona deli gözüyle bakıyorlardı fakat, haklıydı.
Şimdilerde bu haklılığın farkına varıyoruz.

Bir cevap yazın