Günden Geceye1 Dk. Okuma

”Ben kaybettiğimi de unuttuğumu da hep eski yerinde aradım. Ne kaybettiğimi bulabildim, ne de unuttuğumu. İkisini de hafızamın elverdiğince, algımın şekillendirdiğince zihnimde buldum. Ve bunları gerçek zannedip mutlu oldum; hatırlayamadığımda ise ölüden hiçbir farkım kalmadı.”

Saat gece 02:00. Bir felaket için uygun bir vakit. Kulağımda çınlayan telefon sesleri, çığlıklar, bağrışmalar, ağlamalar… Gözlerimi açıyorum, zifiri karanlık. Gidip antrenin ışığını açıyorum. Beni sabaha kadar gözleyecek bir şeye ihtiyacım var; Tanrı’ya güvenmiyorum.

Uyanıyorum. Bu sefer güneş odamda, uyanmışım ve iyiyim. Mutluyum, Tanrı umurumda değil. Hiç korkmamış gibi, endişelenecek bir şey yokmuş gibi birkaç saat geçireceğim.
Ve gece. Beni neyin tedirgin ettiğini bilmiyorum. Belki kafamdaki çöp yığını, belki bir ses, belki bir bakış, belki de bütün hepsi. Geceye kim hükmetmiş ki ben edeyim. Açar müziği dinlerim anca. Belki ağlarım biraz. Annemle konuşurum biraz belki:

”Beni yeniden doğur, ama Tanrı’dan isteme.

Bir cevap yazın